Şubat
24
2012

Olumlu Düşünce

olumlu_bakmakOlumlu düşünenler sürekli yeni ve muhteşem fikirler ararlar, olumlu düşünenlerin başarı potansiyelleri böyle artar. Fransız yazar Victor Hugo’nun dediği gibi “Hiç birşey zamanı gelmiş bir düşünce kadar güçlü olamaz.”.

Aklınız bir düşünce fabrikasıdır; bir günde sayısız düşünce üreten verimli bir fabrika. Düşünce fabrikasındaki üretim sorumluluğu iki ustabaşındadır. Bay Zafer ve Bay Yenilgi. Bay Zafer olumlu düşünce üretmekten sorumludur. Kendisi, sizin neden yapabileceğinizi, neden usta olduğunu ve nasıl yapacağınız gibi sorulara cevap üretmede uzmanlaşmıştır.

Diğer ustabaşı bay Yenilgi ise olumsuz, küçümseyici düşünceler üretir. Neden yapamayacağınız, nerede zayıf ve yetersiz olduğunuz konusunda sebepler geliştirmede sizin uzmanınızdır.

Bay zafer ile Bay Yenilgi ikiside sizi dinler, itaatkardırlar. Onlara ilgi gösterdinizmi hemen kaparlar. İkisinden birini harekete geçirmek için en küçük bir zihinsel koş-yakala işareti yeterlidir. Eğer işaret olumluysa Bay Zafer, olumsuz ise bay Yenilgi harekete geçecektir. Bu iki ustabaşının sizin adınıza nasıl çalıştığını görmek için şu örneği deneyin;

Kendi kendinize “ bugün berbat bir gün” deyin. Bu işaret bay Yenilgiyi harekete geçirir ve haklı olduğunuzu size kanıtlamak için hemen bazı bilgiler üretir. Size havanın çok sıcak veya soğuk olduğunu, bugün işlerin kötü olacağını, satışların düşeceğini, öteki insanların bugün çok sinirli olacağını , hasta olabileceğinizi, eşinizin bugün mız mız bir gününde olacağını söyler. Bay yenilgi oldukça etkilidir. Birkaç saniyede sizi satar. Gerçektende kötü bir gündür.  Daha siz bilmeden önce, lanet, kötü bir gündür.

Ama kendinize “bugün güzel bir gün deyin”. Göreceksiniz bay Zafer harekete geçmek üzere işareti hemen alır. Size der ki “hava canlandırıcı ferah, hayatta olmak çok güzel. Bugün işlerinizin bazılarını tamamlayabilirsiniz. Zaten güzel bir gündür.

Bu iki ustabaşından hangisine daha fazla iş verirseniz işe o yeni eleman alır ve zihninizde daha çok yer kaplar. Sonuçta düşünce üretim biriminin tamamını kontrol altına alacak ve pratikte düşünceleriniz olumsuz bir niteliğe sahip olacaktır. Akıllıca yapılması gereken tek şey bay Yenilgi’yi kovmaktır. Ona gereksiniminiz yok. Etrafınızda dolaşıp size yapamayacağınızı, uygun olmadığını, başarısız olacağınızı söylemesine ihtiyacınız yok. Bay Yenilgi gitmek istediğiniz yere size yardımcı olamayacağına göre, sepetleyin gitsin.

Bay Zaferi tam zamanını yüzde yüzünde kullanın. Zihninize yeni bir düşünce girdiğinde Bay Zafer’e iş başı yapmasını söyleyin. Size nasıl başarılı olacağınızı gösterecektir.

Kasım
18
2011

Wal-Mart şirketinin çarpıcı yenilikleri

walmart1Wal-Mart, ABD kökenli bir perakende devi. Eğer bu sayfalarda daha önce Wal-Mart hakkında yazdıklarımı okuyan biri değilseniz, ülkemizde faaliyet göstermedikleri için genelde hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz bir kuruluş. Ancak ne var ki, Exxon Mobil şirketinin bu yıl yüksek petrol fiyatları sebebiyle kazandığı dünyanın en büyük şirketi unvanını bir kenara bırakırsak, Wal-Mart insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük şirketi. Aynı zamanda dünyanın en fazla kişiye istihdam sağlayan özel şirketi. Iskontolu fiyat üzerine geliştirdikleri iş modeli bugün dünyanın en başarılı olanı. 2005 yılı ciroları 316 milyar dolar. Yani, Türkiye’nin ülke olarak yarattığı tüm gelirden fazla uzak olmayan bir rakam.

Continue Reading >>

Ağustos
30
2011

Nice Mutlu, Huzurlu Bayramlara

                       VE  

 

 

 

 

 

KUTLU OLSUN

Ağustos
18
2011

Başarı…

Başarı deyince aklımıza farklı şeyler gelir. Toplumun gözünde başarı; iyi bir maddi gelir getiren kariyer, büyük bir ev, lüks bir arabadır. Aslında bunlar başarılı olmanın tanımı olamaz. Ralph Waldo Emerson ‘in başarıyı şöyle tanımlamıştır.

BAŞARI ;

Sık sık gülmek ve çok sevmektir

Akıllı insanların ve çocukların sevgisini kazanmaktır;

Dürüst eleştirmenlerin onayını almak;

Sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır.

Güzeli sevmektir;

 Herkesin en iyi yanlarını bulmaktır.

Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir.

Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe,

ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır.

Gönlünce eğlenmek ve gülmek,

Kendinden geçerek şarkı söylemektir.

Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir.

İşte bu başarılı olmaktır.

Ağustos
16
2011

Kendine İnan, Kendine Güven Bölüm 3

Kendinizi sadece sözlerinizle aleme tanıtabileceğinizi sanıyorsanız, kendinizi aldatmış olursunuz. Başkaları sizin ölçülerinizle sizi ölçemezler, anlayışınızda ne hava esiyorsa o havaya göre yargılarlar.

Başkalarının bizim için düşündüklerini tahmin etmenin en güzel ölçeği, bizim onlar hakkında fikirlerimizdir.

Kendi kendisine değer vermeyen, başarısızlıktan korkan ve kuşkulu olan, güvensiz bir adama başkalarının güvenmesi nasıl mümkün olabilir?

“Yapamam” kelimesini lügatınızdan silmedikçe başarılı olamayacaksınız. Zayıflığınıza inandıkça kuvvetli olamazsınız. Sefalet ve felaketlerinize boyun eğdikçe mutlu olamazsınız.

Büyük işleri başaranlar, kendi yeteneklerine olumlu bir şekilde güvenenledir. Onlar olumsuzluk kavramını tanımazlar. Tasarladıkları işi mutlaka başarıyla sona erdireceklerine emindirler. Güvenleri o kadar kuvvetlidir ki, itirazlara önem vermezler, alay ve istihzaları omuz silkerek karşılarlar. Halk onlara deli nazarıyla baksa dahi bunun kendilerince bir değeri yoktur.

Herkese yürüdüğü yolda yardım etmek, insanların doğasında vardır. Yukarıya çıkan adamı tepelere doğru, aşağıya inen adamı hendeklere doğru iterler.

Hayat çok kısadır ve genel olarak muhakeme edilirse, halk kendi işleriyle o kadar meşguldür ki, sizin yeteneklerinizi incelemeye vakit yoktur. Kendi kendinize verdiğiniz değeri, çok geniş bir ölçüde kabul ederler.

Topraktan filiz veren ince bir fidanı, istenilen tarafa yönlendirmek ve arzu edilen biçimde yetiştirmek ne kadar kolaydır. Ağacın güzelliği henüz fidan fidan halindeyken göstereceğiniz özene bağlıdır. Bunun gibi, çocuğunu iyi anlayışla yetiştirmek isteyen bir anne için, o taze anlayışı fidan halinde iken kötü eğilimlerden korumak ve yönünü ışığa doğru yöneltmek ne kadar kolaydır.

Geçmiş zamanlarda çocukları eğitmek sanatı, çocuğun kabahatlerini araştırmaktan ve yüzüne vurmaktan ibaret sanılırdı. Ana baba günde yüz kere çocuklarını kabahatleri için uyarırlardı. Aynı uyarılar tekrar edile edile zavallı küçükler o kabahati kendilerine huy edinirler ve düzeltmeye çalışmanın yararsız olacağı kanaatine varırlardı. Bu yöntem ile karakter düzeltmeye çalışmak boyuna başarısızlık düşünerek başarıya varmaya yeltenmek gibidir. Kabahatleri kusurları durmadan düşünmek, onların daha çok kökleşmesine ve düzelmelerinin zorlaşmasına neden olur.

Bir vücudun yalnız kollarını hareket ettirmek ile bütün organlarını geliştiremezsiniz. Zihin özellikleri de böyledir. Kullanılmayan özellikler paslanır ve bozulur. Bir şeyi arzu ederseniz ve sebatla çalışırsanız, sonunda arzunuza muhakkak kavuşursunuz.

Bir şeyi enerji ile istemek ve elde etmeyi kuvvetle kararlaştırmak başarının iki büyük tılsımıdır. İstediğiniz vasıfları, varacağınız hedefleri, amaçlarınızı, arzularınızı tekrarlamaktan korkmayınız. Dileklerinizi alnınıza yazınız. Az zamanda zihniyetinizi mükemmel bir mıknatıs gibi dilediğiniz şeyleri nasıl size doğru çekeceğini görüp şaşıracaksınız.

Acayiplikler yalnız hayalde mevcutturlar; hiç olmazsa, hakikatte ufak iken hayalde büyütülmüşler ve uzun bir süre abartılma yüzünden kuruntucunun gözlerinde hakikat şeklini almışlardır. Çaresi, dikkati büsbütün zıt yöne çevirmek, hiçbir acayip ve gülünç hali olmadığına kendini inandırıncaya kadar bu konuda ısrar etmektir.

Çekingenlik bazen hastalık şeklini alır. Fakat bu hastalık bir tahayyül hastalığıdır; zıddını düşünmek sistemiyle kolay tedavi edilebilir. Herkesin size dikkat etmediğini, herkesin kendi işleri güçleriyle meşgul olduğunu ve sizinle uğraşacak vakti olmadığına kafanıza iyice sokmakla bu hastalıktan kurtulabilirsiniz.

Bizi ihtiyarlatan şey yaşımız değil, yaşama tarzımızdır.

İnsan istediği şeyi hararet ve özlemle istemelidir. Onu hayalinde, sanki artık eline geçirmiş gibi, açık ve berrak görmelidir. Bütün varlığını bu isteği üzerinde yoğunlaştırmalı ve yolu üzerinde kendisine yardım edebilecek ve cesaret verebilecek şeylerle temas ederek, hedefine devamlı bir gayretle yaklaşmalıdır. Böyle yapılırsa engellerin birer birer kaybolduğu ve başlangıçta insan gücünün yetmeyeceği derecede zor ve çetin sanılan şeylerin basit hatta kolay bir şekil aldığı görülür. Bütün mesele hedefi devamlı olarak göz önünde bulundurmak ve idare kuvvetinin gevşemesine meydan bırakmamaktır.

Güçlü iradeye sahip olmanın en büyük belirtisi sakin olmaktır. Hiddetli olmak kolaydır. Azgın bir atın dizginini koyuverirseniz at sizi devirir. Bunu herkes yapabilir. Fakat azgın atı durdurabilen adam güçlü bir adamdır. Hiddeti kendi haline bırakmak mı, yoksa zaptetmek mi daha büyük kuvvet ister? Sakin adam, aptal adam demek değildir. Sükuneti aptallık ve tembellikle karıştırılmamalıdır. Yüksek kuvvet ve alçak kuvvet vardır. Hiddet alçak kuvvetin, sükunet yüksek kuvvetin belirtisidir.

Herhangi bir olay karşısında fikirlerini ve hayatını en yüksek iradeye doğru yönelten insana, ‘ bir şeye sahip olana kadar daha fazlası verilir’ kanununa uyarak, tabiat ve diğer insanlar yardıma koşacaklardır. Her şey kendi benzerini doğurduğu için, insanda başarı, mutluluk, iyilik fikirleri ne kadar çok olursa bu şeyleri kendi üstüne çekmek yeteneği de o kadar kuvvetli olacaktır. Bu insana bütün bu şeyler verilecektir.

Ağustos
15
2011

Kendine İnan, Kendine Güven Bölüm 2

Tembelliğin ilacı çalışmaktır. Bencilliğin ilacı özveri, inançsızlığın ilacı Tanrı’nın emirlerine itaat, çekingenliğin ilacı korkulan şeye cepheden bakmaktır.

Duygularının emirlerine esir olan kimse, hür bir insan değildir. Hür insan -manevi düşmanlarına rağmen- kendi nefsine hakim olmayı bilen insandır.

Eğer bir insan her sabah, o günkü işini başarabileceğini anlamak için, kendi mizacını, yani neşeli olup olmadığını yoklarsa ya da yataktan kalkarken, cesaretinin sıfırdan yukarı mı, aşağı mı olduğunu görmek için, manevi barometresine bakmak zorunda olursa, o adam bir esirdir. Başarılı ve mutlu olamaz. Bunun tersi olarak, her sabah yataktan kalkarken, o günkü işini mümkün olduğu derecede iyi şartlarla başarabileceğine ve hiçbir olayın, hiçbir duygunun onu başarılı olmaktan alıkoyamayacağına emin olan kimse, hür bir insandır. Korku, kaygı, kuşku ve tereddüt gibi duygulara kendini kaptırmadığı için maddi ve manevi güzel bir sağlığa sahiptir.

İnsanlar kötümser bir adamın emri altında çalışmaktan hoşlanmazlar. Sevinçli ve iyimser bir hava içinde daha zevkle çalışırlar, daha çok işi üretirler.

İnsanların eksik yanlarını değil, iyi yanlarını görünüz.

Hepimiz şen, iyilikçi insanları severiz. Ukalaları, hata arayanları, dedikoducuları, çekiştiricileri, kötülük isteyenleri kimse sevmez.

Çehrenizi güneşe döndürmek, gölgelere döndürmekten daha zor değildir. Oysa ikisinin arasındaki fark mutlulukla felaket arasındaki fark gibidir.

Bir çok insanlar vardır ki, “olayların başka türlü gelişmesi sonucu daha mutlu olacaklarını” sanırlar. Oysa mutlu olamamaları, olayların kendisinden değil, onların olayları anlayış tarzlarından gelmektedir.

Unutmayınız ki, sizin durumunuzda bulunmayı ve sizinle aynı şartlar altında bulunmayı kendilerine mutluluk sayacak binlerce insan vardır.

Karakter sahibi bir adam olumsuz düşünmek ve konuşmak iznini kendi kendisine veremez. “Yapamam,” demez. “Yapabilirim.” der. “Bu işi yapmaya çalışacağım,” demez, “Bu işi yapacağım,” der. “Yapamam”lar bir çok gençlerin hayatını her şeyden çok tahrip etmiştir. Zira olumsuz düşünüş, tereddüt, güvensizlik onların karakterlerini zayıflatmış ve enerjilerini felce uğratmıştır.

Bir kimseden ya da bir şeyden şikayet ettiğimiz zaman kendi aczimizi ikrar etmiş oluruz. Yakınmak, düşmanlarımıza yenildiğimizi kabul etmektir.

Neşeli adam işlerinde başarılı olur, çünkü herkes şen insanlarla ilişki kurmaktan haz duyar. Kavgacı, alıngan, asık suratlı kişi, işlerinde ne kadar usta olursa olsun, herkes ondan kaçar. Daha az iş yapsak, yahut satın alacağımız malları daha pahalı ödesek bile, iyimser bir adamla iş yapmayı tercih ederiz.

İşler, siz aramadan, kendiliğinden size gelecekler, dostlar sizi arayacaklar, toplum bütün kapılarını size geniş geniş açacaktır. Neşeli bir yaratılışta çekicilik kudreti vardır. o, hayatın iyi şeylerini çeken bir mıknatıstır. “Başkalarının kusurlarıyla zihninizi yormayınız. Görüştüğünüz her kişinin yalnız iyi ve güçlü yanlarını görünüz.

Başarma kudreti kendine güvenen ve inanan insanlarda gelişir. Başarıyı önce zihninde tasarlayacak, ondan sonra gerçekleştireceksin. Önce isteyecek, ondan sonra yapacaksın. Her şey maddi bir şekle girmeden önce zihninde tasarlanmalıdır.

Büyümek isteyen kendini küçük görmemelidir.

Korku, tehlike beklemekten oluşmuş bir duygudur.

Kişisel olarak zayıf olduğunuza inandığınız sürece -bu zayıflık ister maddi olsun, ister manevi- kendinizi normal seviyenin altına düşürürsünüz; idealinize, gayenize yaklaşamazsınız.

Kendi gücüne inanan kişi kudretlidir. Başarının yolları, yalnız azim sahiplerinin, engelleri gülerek karşılayanların önlerine açılır. Girişime sağlam bir inanç ile başlamış olan, niyet ettiği işi yapabileceğine inanan, bütün engelleri yenebileceğine emin olan bir kimseyi yolundan alıkoymak hemen hemen olanaksızdır. Başarıya inanmak, başarmak demektir. Bir işi yapmak istediğinizi, yapabildiğinizi sık sık tekrar ediniz. Böyle yapmakla cesaretiniz artar, cesaret ise güvenin temel direğidir. Yapılacak bir işin karşısında ” Yapmalıyım”, “Yapabilirim”, “Yapmaya kararlıyım” diyen kimse yalnız cesaretini kuvvetlendirmekle kalmaz, güven ve inancın zıddı olan duyguları da zayıflatır.

Dünyada herhangi bir hedefe varmak istiyorsanız, talisizlik, acizlik, yeteneksizlik gibi fikirlerin anlayışınıza girmesine izin vermeyiniz. Bu fikirleri var kuvvetinizle red ve inkar ediniz. Kendinize maddi ve manevi hiçbir zayıflık yüklememeyi, başarısızlık ihtimallerini düşünmemeyi bir kanun gibi kabul ediniz. Aciz ve yeteneksiz olduğunuzu inkar ediniz. Başkalarının yaptıklarını sizin yapamayacağınızı, başkalarından daha az yetenekli olduğunuzu asla zihninize getirmeyiniz. Şüphe ve tereddütü, hayatınızı tehdit eden bir yılan gibi boğunuz. Fakirliğiniz, şansızlığınız konusunda hiçbir şey söylemeyiniz, düşünmeyiniz, yazmayınız. Hayatınızı daraltan, küçülten ve karartan her fikri, hayatınızdan çıkarınız. Onlar hayalet gölgelerdir. Tanrı o gölgeleri size azap vermek, sizi yolunuzdan alıkoymak için yapmamıştır. Mutluluk, sevinç ve başarı için sizi dünyaya getirmiştir.

Sağlık, servet, mevkii gibi arzu ettiğiniz şeylerden herhangi birini elde edebilmeniz için, iradenizi o hedef üzerine kuvvetle yöneltmeniz gerekir. Her arzu ettiğiniz şeyi ısrarla zihninizde yineleyiniz. Fikrinizi daima ona doğru yöneltiniz. Bu sürekli ve kararlı fikirler zihninizde olumlu ve yaratıcı bir güç meydana getirdikten sonra, arzunuz gerçekleşecektir. Havaya atılan bir taşın, çekim kanunuyla yere dönmesi ne kadar kesin ise, böyle olumlu ve yaratıcı bir zihin aracılığıyla hedefe varmak da o kadar kesindir. Hedefi kendinize çekecek mıknatıs, kendi zihninizdir.

Ağustos
14
2011

Kendine İnan, Kendine Güven 1. bölüm

Geleceğin yetkin bir insanı olmak için kendimize inanmak, güvenmek ve olumlu hayaller kurabilmek ve istekler içinde bulunabilmek gereklidir.

Gelecek binasını fikir malzemesiyle kurarız;

Mutluluk ve felaketimizi, haberimiz olmadan kendi fikrimizle hazırlarız.

Evrenin temeli böyle atılmış ve adına “Tesadüf” denilmiştir.

Öyle ise, seç mukadderatını ve hazırla;

Zira sevgi sevgiyi,  kin kini çeker.

Fikri terbiye etmenin olanakları sınırsız, neticeleri sonsuz olduğu halde, nice kimseler fikirlerine zihin vasıtası ile hakim olmaya çalışacakları yerde, her şeyi talihe ve tesadüfe bırakırlar.

Fikrimizin denetim altında tutulması ve geliştirilmesi bütün yeteneklerimizin gelişimine sebep olacağı için, bunu sağlamak hem kendimize hem etrafımızdakilere karşı en önemli görevimizdir.

Heykel traş çalışırken gözlerini mermerin üstünden ayırmaz. Ulaşacağı sonucu önceden zihninde hayal eder; fikrinde çizdiği modele göre bu neticeyi demir kaleminin her bir darbesiyle hazırlamaya çalışır. Biz de karakterlerimizi, hayatlarımızı düşünce kudretimizle yontarak istediğimiz şekle sokabilmeliyiz. Ne istediğimizi bilmeliyiz, bunu elde edeceğimize inanmalıyız ve aralık vermeksizin cesaretle işe koyulmalıyız.

Ana babalar ve eğitimciler çocukları itaate alıştıracakları yerde, “kendilerini kendi fikirleriyle” idare etmek prensibi altında yetiştirmeye önem verseler, eğitim şaşılacak derecede sadeleşir ve gezegenimizde şimdikinden çok yüksek seviyede insanlar yetişir.

Bir çocuk doğru düşünmeye, yanlış fikirleri zihninden kovmaya, zihnini kendi iradesiyle idare etmeye çalıştırırsa hariçten emir ve nasihat beklemez, saf ve samimi bir zihniyet içinde büyür; çünkü onun kimseden gizleyecek bir şeyi, yoktur.

Küçük yaştan kendi kendilerini denetlemeyi öğrenenler, bu değerli dersten mahrum kalmış olanların başlarına gelen acılı olayların çoğundan kurtulur.

Okyanusları ve dağları aşan, mesaj nakleden, insan seslerini ve resimlerini uzaklara yayan elektrik gücü, ezelden beri mevcut olduğu halde biz bilmiyorduk. Bunun gibi ruhun mükemmel nitelikleri de her zaman var oluş, fakat bilinmemiş ve ancak son zamanlarda anlaşılmaya başlanmıştır.

İnsan daima inanmaya eğilimlidir. Arzu ettiği ve olmasını istediği bir şeye inanır.

Korku fikri bir ağaç kütüğüne kazınan harfler gibi, yaş ilerledikçe büyür ve derinleşir.

Zararlı ve tehlikeli olan anlayış daima hayalde kötü olasılıklar kurmak alışkanlığıdır.

Her zaman, her şeyden bir kötülük beklemek alışkanlığı enerjilerin ve insan hayatlarının heder olmasına neden oluyor. Hayali felaketler korkusuyla harcadığınız zihin ve beden kuvvetlerini müspet işlere ayırsaydınız ne güzel işler başaracaktınız! Korktuğunuz olası felaketi karşılayacak önlemleri düşünmekle ne kadar değerli saatleri kaybettiğinizi düşününüz.

Korkuyu yenmemiz için ilk önce neden korktuğumuzu bilmemiz gerekir. Korktuğumuz şey, henüz oluşmamış, mevcut olmayan bir şeydir. Yani oluşundan önce zihnimizi kurcalayan ve olasılıkların doğurduğu ürküntü ile biz azap veren hayali bir kötülüktür.

Bir işte başarılı olamayacağımızdan korkuyorsanız, o işi başarmaya yeteneksiz  ya da hazırlıksız olduğunuzu düşünecek yerde, bunun tamamıyla tersini düşününüz. O işin ehli olduğunuzu, ondan daha büyük işleri başardığınızı ve başarabileceğinizi, bu kez eski denemelerinizden de yararlanarak mutlaka başarılı olacağınızı, yeni başarılara bile zemin hazırlayacağınızı zihninizde yineleyiniz. Böyle düşünmeye kendilerini alıştıran insanlar, yüksek, daima daha yüksek mevkilere erişebilirler.

Elem ve üzüntü zamanlarınızda derin nefes alınız; ter dökmek, böbreklerin çalışmasını arttırmak, zehri vücuddan acele çıkarmak için enerjik bir çaba harcayınız. Üzüntülüyken açık havaya çıkınız. Terleyinceye kadar hareket ediniz. Derinin salgıladığı zehirli elemanları günde birkaç kez soğuk su ile yıkayınız. Bunların hepsinde iyi olarak, tiyatro gibi, şiir ve güzel sanatlar gibi bildiğiniz ve sevdiğiniz eğlencelere başvurarak elem ve kederinizi giderecek hoş duygular yaratmaya çalışınız. Kederlendiren, üzüntüyü uzatan ya da derinleştiren her şey zararlıdır. Sağlık bakımından mutluluk bir amaçtan çok, bir araçtır. Enerji yaratır, iştaha getirir, vücudu geliştirir ve hayatı uzatır.

Sevinç ve mutluluk kaynağımız olan bir kimseyi kaybetmişseniz, hayatınızın sonuna kadar onu yanınızda görememenizin acısını kendinize ve başka bir çok kimselere çektirecek yerde, geçmiş zamanların mutlu anılarıyla gönlünüzü hoş tutmaya çalışınız.

Kendinden emin olan, hakkına güvenen, dengeli ve karakter sahibi bir adam öfkelenmez.

Örneğin; çirkin bir iftiraya uğradığınız için öfkelendiğinizi varsayalım. Bir dakika düşünürseniz, böyle bir şey için sükunetinizi kaybetmenizin anlamsızlığını anlarsınız. Öfkenizin nedeni, bu iftiraya inanacak kimselerin bulunabileceği korkusudur. Eğer kendinize tamamen güveniyorsanız, onur ve saygınlığınızı bozacak bir davranışta bulunmadığınıza emin iseniz, size yapılan hakaret, bir köpek havlaması kadar hükümsüzdür. Anlamadığın bir dilde söylenen sözler kadar etkisizdir. Bu iddianın sizde bir etki yaratmasına izin verip vermemek sizin elinizdedir. Bunun dışındaki etkiler gerçek durumu değiştiremezler. Keza bir işin kötü yapılmış olmasına sinirlenmek büsbütün yararsızdır. Yapılan iş geri dönmez, öfke bu işi yapanın becerisini arttırmaz. Ona sabırla hatasını göstermek, yanıldığını kanıtlamak, bundan sonrası için dikkat önerilerinde bulunmak daha uygundur. Bu şekilde hem yararlı bir ders vermek, hem de kendi karakterini disiplin altında tutmak gibi iki katlı bir yarar sağlanmış olur.

İnsanın değeri, olaylar karşısında yaptığı işlerden değil, olaylara rağmen yaptığı işlerden anlaşılır.

İnsan oldukça tembel bir yaratıktır. Zor işlerden kaçınmaya çalışır yahut zor yolu yarıda bırakarak, düz yola sapmaya çalışır. İşinizden kaçmayınız, engellerin etrafında dolaşacak yerde, üstünden atlayınız.

Şen olmanın  sırrı kederli zamanınızda gülmek, başınız ağrırken bir başkasının nezlesini düşünmek, bulutların ortalığı kararttığı zamanlarda bile güneşin var olduğuna inanmaktır.

Geleceğin yetkin bir insanı olmak için kendimize inanmak, güvenmek ve olumlu hayaller kurabilmek ve istekler içinde bulunabilmek gereklidir.

Gelecek binasını fikir malzemesiyle kurarız;

Mutluluk ve felaketimizi, haberimiz olmadan kendi fikrimizle hazırlarız.

Evrenin temeli böyle atılmış ve adına “Tesadüf” denilmiştir.

Öyle ise, seç mukadderatını ve hazırla;

Zira sevgi sevgiyi,  kin kini çeker.

Fikri terbiye etmenin olanakları sınırsız, neticeleri sonsuz olduğu halde, nice kimseler fikirlerine zihin vasıtası ile hakim olmaya çalışacakları yerde, her şeyi talihe ve tesadüfe bırakırlar.

Fikrimizin denetim altında tutulması ve geliştirilmesi bütün yeteneklerimizin gelişimine sebep olacağı için, bunu sağlamak hem kendimize hem etrafımızdakilere karşı en önemli görevimizdir.

Heykel traş çalışırken gözlerini mermerin üstünden ayırmaz. Ulaşacağı sonucu önceden zihninde hayal eder; fikrinde çizdiği modele göre bu neticeyi demir kaleminin her bir darbesiyle hazırlamaya çalışır. Biz de karakterlerimizi, hayatlarımızı düşünce kudretimizle yontarak istediğimiz şekle sokabilmeliyiz. Ne istediğimizi bilmeliyiz, bunu elde edeceğimize inanmalıyız ve aralık vermeksizin cesaretle işe koyulmalıyız.

Ana babalar ve eğitimciler çocukları itaate alıştıracakları yerde, “kendilerini kendi fikirleriyle” idare etmek prensibi altında yetiştirmeye önem verseler, eğitim şaşılacak derecede sadeleşir ve gezegenimizde şimdikinden çok yüksek seviyede insanlar yetişir.

Bir çocuk doğru düşünmeye, yanlış fikirleri zihninden kovmaya, zihnini kendi iradesiyle idare etmeye çalıştırırsa hariçten emir ve nasihat beklemez, saf ve samimi bir zihniyet içinde büyür; çünkü onun kimseden gizleyecek bir şeyi, yoktur.

Küçük yaştan kendi kendilerini denetlemeyi öğrenenler, bu değerli dersten mahrum kalmış olanların başlarına gelen acılı olayların çoğundan kurtulur.

Okyanusları ve dağları aşan, mesaj nakleden, insan seslerini ve resimlerini uzaklara yayan elektrik gücü, ezelden beri mevcut olduğu halde biz bilmiyorduk. Bunun gibi ruhun mükemmel nitelikleri de her zaman var oluş, fakat bilinmemiş ve ancak son zamanlarda anlaşılmaya başlanmıştır.

İnsan daima inanmaya eğilimlidir. Arzu ettiği ve olmasını istediği bir şeye inanır.

Korku fikri bir ağaç kütüğüne kazınan harfler gibi, yaş ilerledikçe büyür ve derinleşir.

Zararlı ve tehlikeli olan anlayış daima hayalde kötü olasılıklar kurmak alışkanlığıdır.

Her zaman, her şeyden bir kötülük beklemek alışkanlığı enerjilerin ve insan hayatlarının heder olmasına neden oluyor. Hayali felaketler korkusuyla harcadığınız zihin ve beden kuvvetlerini müspet işlere ayırsaydınız ne güzel işler başaracaktınız! Korktuğunuz olası felaketi karşılayacak önlemleri düşünmekle ne kadar değerli saatleri kaybettiğinizi düşününüz.

Korkuyu yenmemiz için ilk önce neden korktuğumuzu bilmemiz gerekir. Korktuğumuz şey, henüz oluşmamış, mevcut olmayan bir şeydir. Yani oluşundan önce zihnimizi kurcalayan ve olasılıkların doğurduğu ürküntü ile biz azap veren hayali bir kötülüktür.

Bir işte başarılı olamayacağımızdan korkuyorsanız, o işi başarmaya yeteneksiz  ya da hazırlıksız olduğunuzu düşünecek yerde, bunun tamamıyla tersini düşününüz. O işin ehli olduğunuzu, ondan daha büyük işleri başardığınızı ve başarabileceğinizi, bu kez eski denemelerinizden de yararlanarak mutlaka başarılı olacağınızı, yeni başarılara bile zemin hazırlayacağınızı zihninizde yineleyiniz. Böyle düşünmeye kendilerini alıştıran insanlar, yüksek, daima daha yüksek mevkilere erişebilirler.

Elem ve üzüntü zamanlarınızda derin nefes alınız; ter dökmek, böbreklerin çalışmasını arttırmak, zehri vücuddan acele çıkarmak için enerjik bir çaba harcayınız. Üzüntülüyken açık havaya çıkınız. Terleyinceye kadar hareket ediniz. Derinin salgıladığı zehirli elemanları günde birkaç kez soğuk su ile yıkayınız. Bunların hepsinde iyi olarak, tiyatro gibi, şiir ve güzel sanatlar gibi bildiğiniz ve sevdiğiniz eğlencelere başvurarak elem ve kederinizi giderecek hoş duygular yaratmaya çalışınız. Kederlendiren, üzüntüyü uzatan ya da derinleştiren her şey zararlıdır. Sağlık bakımından mutluluk bir amaçtan çok, bir araçtır. Enerji yaratır, iştaha getirir, vücudu geliştirir ve hayatı uzatır.

Sevinç ve mutluluk kaynağımız olan bir kimseyi kaybetmişseniz, hayatınızın sonuna kadar onu yanınızda görememenizin acısını kendinize ve başka bir çok kimselere çektirecek yerde, geçmiş zamanların mutlu anılarıyla gönlünüzü hoş tutmaya çalışınız.

Kendinden emin olan, hakkına güvenen, dengeli ve karakter sahibi bir adam öfkelenmez.

Örneğin; çirkin bir iftiraya uğradığınız için öfkelendiğinizi varsayalım. Bir dakika düşünürseniz, böyle bir şey için sükunetinizi kaybetmenizin anlamsızlığını anlarsınız. Öfkenizin nedeni, bu iftiraya inanacak kimselerin bulunabileceği korkusudur. Eğer kendinize tamamen güveniyorsanız, onur ve saygınlığınızı bozacak bir davranışta bulunmadığınıza emin iseniz, size yapılan hakaret, bir köpek havlaması kadar hükümsüzdür. Anlamadığın bir dilde söylenen sözler kadar etkisizdir. Bu iddianın sizde bir etki yaratmasına izin verip vermemek sizin elinizdedir. Bunun dışındaki etkiler gerçek durumu değiştiremezler. Keza bir işin kötü yapılmış olmasına sinirlenmek büsbütün yararsızdır. Yapılan iş geri dönmez, öfke bu işi yapanın becerisini arttırmaz. Ona sabırla hatasını göstermek, yanıldığını kanıtlamak, bundan sonrası için dikkat önerilerinde bulunmak daha uygundur. Bu şekilde hem yararlı bir ders vermek, hem de kendi karakterini disiplin altında tutmak gibi iki katlı bir yarar sağlanmış olur.

İnsanın değeri, olaylar karşısında yaptığı işlerden değil, olaylara rağmen yaptığı işlerden anlaşılır.

İnsan oldukça tembel bir yaratıktır. Zor işlerden kaçınmaya çalışır yahut zor yolu yarıda bırakarak, düz yola sapmaya çalışır. İşinizden kaçmayınız, engellerin etrafında dolaşacak yerde, üstünden atlayınız.

Şen olmanın  sırrı kederli zamanınızda gülmek, başınız ağrırken bir başkasının nezlesini düşünmek, bulutların ortalığı kararttığı zamanlarda bile güneşin var olduğuna inanmaktır.

Ağustos
7
2011

İyi Bir Satış Sunumu Nasıl Yapılmalı?

Sunum yapmanın ana fikri; hızlı bir giriş yapmak, yaptığınız işin özünü açıklamak, üst perdeden konuşmak, dinleyicilerin tepkilerine kulak vermek ve sonra doğru yolu buluncaya kadar bıkıp usanmadan meramınızı anlatıp durmaktır.

1-İLK ANDA KENDİNİZİ TANITIN ; Dinleyiciler bir kez ne yaptığınızı öğrendikten sonra, anlatacağınız her şeyi daha odaklanmış bir kulakla dinleyecek ve konu dışına sapmanızı bile hoş karşılayacaklardır.

Traş losyonu satıyoruz, bilgisayar programı satıyoruz, sosyal haklarını alamayan çocukları eğitiyoruz, vs…

2-İÇ SESİNİZİ YANITLAYIN ; Her sunum yapanın içinde bir iç ses taşımalı ve ona kulak vermelidir. Ne zaman bir sunum yapmaya başlasanız, iç sesinizin “eee, ne olmuş yani?” sorusunu sorduğunu düşünün. Onu yanıtladıktan sonra , bir sunumun en önemli sözcüğüyle sürdürün konuşmanızı; “örneğin…..” Ondan sonrada konuşmanıza ürün ya da hizmetiniz hakkında gerçek dünyadan bir örnekle ya da bir senaryo ile devam edin..

Bir sununda hiçbir şey “EEE, ne olmuş yani?” ye verilecek yanıtla “Örneğin” in bileşiminden daha güçlü olamaz.

Ne Dediniz? İç Sesisiniz Ne Sordu? Nasıl Yanıtladınız? Nasıl Ayrıntılandırdınız?
“işitme aygıtlarımızda dijital sinyal işlemcisi kullanıyoruz. Eee, ne olmuş yani? “Ürünümüz seslerin netliğini artırıyor” “Örneğin,çevremizde bir sürü gürültülü sohbetin sürüp gittiği bir kokteyle katılırsanız bile, karşınızdakinin size ne söylediğini işitebilirsiniz”
Yavuz Nural bey de danışma kurulumuzda” Eee, ne olmuş yani? “Yaptığımız iş, en ünlülerin bile ilgisini çekiyor.” “Örneğin, kendisi daha şimdiden kendi deneyimlerinin kapılarını bize açtı

3-DİNLEYİCİNİZİ TANIYIN ; Müthiş bir sunum yapmanın püf noktası, toplantı başlamadan önce yapacağınız araştırmadır.

Öncelikle dinleyicileriniz için neyin önemli olduğunu öğrenin;  Şayet imkanınız var ise şirket içinden birinden bu satış sunumu toplantısını patronların veya yetkili müdürün neden kabul ettiğini öğrenmeye çalışın. Ürününüz veya pazarlamaya çalıştığınız hizmetin onlarda nasıl bir ilgi uyandırdığını araştırın.

Daha sonra kurumun internet sitesini ziyaret edin.; kurumsal geçmişlerini, yöneticilerini ve güncel faaliyetlerini inceleyin.

Son olarak ta topladığınız bu bilgiler doğrultusunda varsa ekibinizle sunumunuzu güçlü ve anlamlı kılacak, bağlantılar, oltalar, açılar konusunda beyin fırtınası yaratın.

4-10.20.30 KURALINA UYUN

  1. 10 Slayt . Amacınız her şeyi anlatmak değil, “yeterli” iletişimi kurmaktır. Sunumunuzun amacı satışı yapabilmek için ilgiyi tetikleyebilmektir.
  2. 20 Dakika. Genelde yöneticiler toplantılar için 1 saat ayırırlar. Bu bir saatin bir kısmı daha önceki randevu veya işlerinde yaşanan gecikmelerden dolayı gidebilir. Ayrıca tanışma faslıda işin içine girince iyice zaman daralır. Sunum yapacağınız kişilerin ne kadar meşgul ve yoğun olduğunu düşünerek ve onları da fazla sıkmamak amacıyla sunumunuzu yirmi dakika ile sınırlamanız lazımdır.
  3. 30 Puntoyla Yazılmış Metin. Toplantınıza katılacak kişilerin yaşları büyük olabilir. 40 yaşından sonra insanların gözlerinin daha zor gördüğünü düşürsek sunumumuzda 30 punto kullanmanın faydalarını çok görürüz. Bu işin temel kuralı, puntoyu belirlemek için toplantıya girecek en yaşlı kişinin yaşının ikiye bölünmesi ve punto büyüklüğü olarak ta bu rakamın kullanılması.

Slâytlarınızı okumayın, onlardan ipucu alın. Slaytlar ağzınızdan çıkanların yorumu ve genişletilmişidir. İnsanlar sizin konuştuklarınızda daha hızlı okuyabilecekleri için, eğer slâyda fazlasıyla ayrıntı yüklerseniz, dinleyicileriniz metni siz konuşmanızı tamamlamadan okuyup bitirebilir ve sonra da anlattıklarınıza kulak vermeyebilirler.

5-SAHNEYİ HAZIRLAYIN; Kötü bir başlangıcı düzeltmek neredeyse imkânsızdır, bu yüzden toplantı mekanına erkenden gidin ve sahnenizi kendiniz hazırlayın. İmkanınız varsa kendi projeksiyon makinenizi götürün. Sunumunuzun yüklü olduğu iki diz üstü bilgisayar getirin. Ayrıca USB belleklerden birine sunumunuzu kaydedin. Beklenmedik bir şey olur da işler yürüyemez hale gelirse diye, sunumunuzun bilgisayar çıktılarını bile alın.

6-KONUŞMAYI TEK KİŞİYE BIRAKIN; sunuma ekip halinde gitmiş olsanız bile sadece tek bir kişi tarafından sunulması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki artık okul temsilinde değilsiniz.

7-FANTAZİLERİ HAREKETE GEÇİRİN; Ürün ya da hizmetinizin vazgeçilmez olduğunu kanıtlayarak ve dinleyicilerin kafalarında hesap yapmalarına yol açarak başarabilirsiniz. Örneğin;

“Bir siteniz var ve bu sitenize ziyaretçiler yazı yazabiliyor, resim yollayabiliyor veya dosya paylaşabiliyor. Sizin ürününüzde bu siteyi hem virüslerden hem de hackerlardan koruyacak bir yazılım.

Fantezinizi şöyle yürüteceksiniz;

  • Hemen hemen herkes sitenize bir yazı, resim veya dosya yollayacak,
  • Bunlar ziyaretçilerin kendi paylaşmak istedikleri bilgiler olmakla birlikte diğer internet sitelerinden derlenen resimler veya dosyalar da olabilecek. Bu da sitenizi virüslere açık hale getirecek,
  • Sitenizin tıklanma oranı yükseldikçe hackerlar kendilerini sizin sitede göstermeye çalışacaklar,
  • Böyle bir yazılım sayesinde başınız hiç ağrımayacaktır

8-SUNUM SONUNDA FAZLA KONUŞMA, NOT AL,ÖZETLE,SİNDİR VE PEŞİNİ BIRAKMA; Not almanız karşınızdakine şunları söyleyecektir;

  • Sanırım akıllısın,
  • Not almaya değecek bir şeyler söylüyorsun,
  • Öğrenmeye istekli ve meraklıyım,
  • Görevime düşkünüm,

Toplantının sonunda dinlediklerinizi özetleyip doğru bilgiyi alıp almadığınızı kontrol etmek için bir daha gözden geçirmelisiniz. Ayrıca, işin peşini bırakmazsanız, örneğin bir gün içinde sunum sırasında verdiğiniz tüm sözleri yerine getirseniz,- örneğin ek bir bilgi vermek gibi- daha da büyük bir etki yaratırsınız.

9-İŞE SIFIRDAN BAŞLAYIN ; İşe bir sunumla başlarsınız, ancak her toplantı veya sunum sonunda soru ve itirazları göz önünde tutarak düzeltme, düzenleme ve değişiklikler yapılmaktadır.Bu süreç haftalarca devam eder ve sonunda sunum tanınmaz hale gelir, ve verilmek istenen mesajı artık tam iletemez hale gelir.

Bu nedenle 10 sunumdan sonra, sunumunuzu bir tarafa atın. Yeni bir sayfa açın ve işe sıfırdan başlayın. Buna “Sunum 2.0” diyebilirsiniz ve böylece de eski sunumunuzun yamalı halini düzeltmiş olursunuz.

10-SÜREKLİ SUNUM YAPIN; çoğu insan bu noktaya erişmesi için yirmi beş kere sunum yapması gerekir. Sunum yaparken kendinizi videoya kaydedin.Eğer videonuzu rahatsızlık hissetmeden izleyebiliyorsanız, aynen devam edebilirsiniz.

11-POWERPOINT SANATI;

  • Koyu bir arka fon kullanın
  • Her sayfaya logonuzu ekleyin
  • Alışılmış, tırnaksız yazı karakterlerini kullanın,
  • Slaytları değil, bedeninizi kullanın,
  • Madde imleri kullanın
  • Diyagram ve grafik ekleyin
  • Basılabilir slaytlar yapın

KONU İLE İLGİLİ ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ VE/YA SORMAK İSTEDİĞİNİZ HER TÜRLÜ KONUDA yavuznural@gmail.com ADRESİNE MAİL ATABİLİRSİNİZ.

Haziran
28
2011

Bugün Tam da İstediğim Bir Gün

Bir gazeteci 102 yaşında olan bir adamla röportaj yapmaya gitmiş.

Haliyle ona bu yaşına kadar nasıl geldiğini, ne tür bir beslenme uyguladığını ve spor yapıp yapmadığını sormuş, uzun ve sağlıklı bir yaşam için ip uçları vermesini istemiş.

Yaşlı ve dinç adam gazeteciye, ben herhangi bir beslenme programı uygulamam ya da çok özel bir egzersiz programım falan yok demiş.

Gazeteci çok şaşırmış, yaşlı adam sözlerine devam etmiş, “Sadece kendimi bildim bileli tek bir şey yaptım ve asla yapmaktan vazgeçmedim.”

Her sabah çok erken kalkarım, odamın perdelerini sonuna kadar açar ve o gün ister çok yağmurlu, çamurlu, gök gürültülü olsun, ister karlı, ister güneşli ya da sisli, kasvetli bir gün olsun…

Gökyüzüne uzun uzun bakar ve ‘Bugün tam benim istediğim gibi bir gün…Bu gün benim için muhteşem geçecek,’ derim.

Nisan
11
2011

Bakış Açısı

“Niçin bu kadar sinirlisin” diye sordu. “Çünkü başaramıyorum” dedim.

Masadan kalkıp eline bir tebeşir parçası aldı ve 15 santimetre uzunluğunda bir çizgi çekti. Yüzüme bakıp “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın? Dedi.

Bir süre çizgiyi inceledikten sonra, içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan bir cevap verdim.

Cevaplarımın hiçbirini kabul etmedi ve yere, ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl gözüküyor, ikincisinden daha kısa değil mi?” dedi. “Evet, daha kısa!” dedim. “Bilgini ve yeteneklerini artırarak, kendi çizgini uzatmaya çalışman, rakibin çizgisini kısaltmaya çalışmandan çok daha iyidir.”

“Tanrı, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için dinginlik, değiştirebileceklerimi değiştirmem için cesaret ve aralarındaki farkı anlamam için akıl verdi.”

stack by DynamicWp.net